Medyaya düşen haberde bir TRT çalışanın arabasında çok miktarda esrarın yakalandığını öğrendiğimde tüylerim diken diken oldu.
“TRT'de Büyük Skandal!” sürmanşetiyle verilen haberin ilk cümlesi; “TRT Genel Sekreteri Mesut Eker’in makam aracı, Kahramankazan gişelerinde uyuşturucu sevkiyatı yaparken suçüstü yakalandı! “ şeklindeydi.
Haberin devamında verilen bilgi kan dondurucuydu: “Narkotik ekiplerinin düzenlediği operasyonda, sivil plakalı lüks makam aracında yapılan aramada; kokain, eroin ve esrardan oluşan toplam 7,5 kg uyuşturucu madde bulundu. Araçtaki TRT makam şoförü Çağlar Yılmaz ve personel Mehmet Özdemir tutuklandı.” Akıllara bu ne cüret diyesi geliyor insanın. Bu nasıl bir pervasızlık ve cahil cesareti. Meğer bunun da kılıfını bulmuşlar. Kılıf ise "Resmi Taşıt Görev Emri." Meğer zanlıların, polis çevirmelerinden rahatça sıyrılabilmek için sahte/usulsüz "Resmi Taşıt Görev Emri" düzenlediği belirlendi. İşin skandal kısmı; belgede imzası olan TRT Ulaştırma Müdürü Hasan Göçer’in, tutuklanan şoförün yakın akrabası olduğu anlaşılmasıydı.
İşin başka tuhaf kısmı bunun ilk değil tasarlanmış bir rota oluşuydu. Derinleşen soruşturmada 2022 ve 2024 yıllarında Diyarbakır ve Van’da TRT naklen yayın araçlarında da uyuşturucunun yakalandığı bilgisine ulaşılmasıydı. O dönemde de şu tesadüfe bakın ki o görevlendirmelerin altında da yine aynı müdürün, yani Hasan Göçer'in imzasının olduğuydu.
Haberin özeti bu şekilde ve TRT için ne kadar yüz kızartıcı.
Son zamanlarda yayınlarında yakaladığı üst seviyedeki kalite TRT’ye izlenme rokarlarını eline geçirme fırsatı vermiştir.
TRT’nin Milli ve manevi değerlere ağırlık vermesi, tarihi filimleri sahnelemesi belirgin özelliği haline gelmiştir. Bir zamanlar birilerinin köpeğinin ölümünü dahi haber yapan TRT, bugün yakaladığı üst seviye bir yayıncılık politikasıyla dünyada ses getiren bir medya kuruluşu haline gelmiştir.
Bu skandal haber akıllara ister istemez FÖTÜ yapılanmasını getirmiştir. 15 Temmuz hain kalkışmadan birkaç yıl öncesinde şahit olduğum bir durumu paylaşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığında görevli bir öğretmen bana TRT Kürdi’de görevlendirildiğini ve ilgili birim amirinin kendisiyle görüşmek istediğini söylemişti. Geri döndüğünde hüzünlüydü. Görevlendirmesinin son aşamasında geldiğinde Kütçe yayın yapan stüdyoya alırlar kendisini. Kürtçe yayın bölümüne geldiklerinde izledikleri programda kullanılan Kütçe dili üzerine sohbet ederken görevlendirilen öğretmenin Kürtçe bilmediği o son aşamada anlaşılınca görevlendirilmesi iptal edilivermiş. O an Kürtçe bilmediği anlaşılmamış olsa Kürtçe yayın yapan kanalın müdürü olacaktı. FETÖ, adamlarını böyle pervasızca devletin her tarafına yerleştirmenin derdindeydi.
Bu anlamda 15 Temmuz'dan önce FETÖ'nün bu kurumu nasıl istila ettiğini bilmeyen yoktur.
Hatta 15 Temmuz gecesinde darbe ilanını da buradan vermişlerdi.
Çöreklenmişlerdi TRT'nin en kılcal damarlarına.
Temizlendi mi peki?
Her kurumda olduğu gibi TRT de kuluçkaya yattıklarından adım gibi eminim. Temizlenmiş olabileceklerini hiç sanmıyorum.
Basın diplomasıyla kaç kişi çalışıyor TRT'de?
Basın diplomasının gerekli olmadığı birimler olsa da sayısı bellidir. Ancak basın diplomasıyla çalışılması gereken birimlerde ilgisi olmayan bölüm mezunlarının çalıştırılması başlı başına bir handikap.
Meydana gelen olay bizi millet olarak üzmüş ve hayal kırıklığına uğratmıştır.
FETÖ'nün parmak izinin olduğunu gösteren bu olayın üzerine mutlaka gidilmelidir.
Bu kafa yapısı kendisine uymayan ve emirlerine amade olmayan, devletine bağlı, milletini seven personelin canına okur.
Bu çok tehlikeli bir durum.
FETÖ'nün kaypaklık ve bukelamun olma özelliği göz önünde bulundurulduğunda ve de geçmişte ne taklalar attığı yönündeki özellikler düşünüldüğünde işine gelmeyen personele ne kumpaslar kuracağını tahmin etmek hiç de zor değildir.
Takiyye özellikli insanlardır bunlar.
İster FETÖ yanlısı ister PKK sempatizanı kim olursa olsun TRT çatısı altında çalışan personelin böyle bir olayın içinde olması büyük bir hayal kırıklığına sebep olmuştur.
Bu olay kurumun ciddiyetine halel getirmiştir.
Millet olarak doğru ve güvenilir haberleri gönül rahatlığıyla tv ekranlarında takip ederek dinleyebileceğimiz milli bir kurumda güveni sarsacak bu tip insanların çalışmasına asla izin verilmemelidir.
Olaya ismi karışan bu şahıslarla aynı tıynete sahip daha birçok kişinin olabileceği öngörüsünden hareketle olayın üstüne gidilmeli.
Asla göz açtırılmamalı bu hain insanlara...
Hasta doktordan hastaya bir fayda gelmeyeceğini, okuyup araştırmayan bir öğretmenin kaliteli ders veremeyeceği, terörle iş tutan güvenlik birimlerine güvenilmeyeceği gibi çeteleri hazırlayacakları haberlerle ifşa edecek basın mensuplarının çetevari olaylara karışması da yapacakları haberin güvenini zedeler...
TRT'nin bir çiftlik olduğuna dair şayialara ancak bu kurumda uygun olmayan çalışanların uzaklaştırılmasıyla engel olunabilir.
Bu olay içteki kokuşmuşluğun ne boyutlara vardığını göstermektedir.
Biz inanıp güvenerek izlediğimiz TRT yayınlarının bu gibi insanlar yüzünden milletin gözünden lekelenmesini istemiyoruz.
Kaliteli haber ve yayıncılığın altına imza atmış bir kurumun kendi ilkelerine uygun personel çalıştırmasını istiyoruz.
Öyle zannediyorum ki kötü niyetli ve kirli emeller peşinde biteviye koşan birçok kişi bu olay sebebiyle deşifre olacaktır.
Kokusu çıkmaya başladı bile...
Mustafa Salim
14 Haziran 2026 Ankara