MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

İHANET VE HİZMETİN BEDELİ

07 Ağustos 2026 Cuma 02:03

Sosyal medyada yan yana fotoğrafları paylaşılan bir resim karesinde şu ifadelere yer verilmişti: "Soldaki, daha teğmen olduğu gün devlete, millete ve başkomutanına kılıç çektiği iddia edilen ve görevden ayrıldıktan sonra BİM'de kasiyer olarak çalıştığı belirtilen Ebru; diğer yanda ise devletine, milletine ve Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan'ın emrinde general olan Özlem Karapınar bulunuyor. Demek ki Erdoğan, hak edeni hak ettiği yere ve makama getiriyor. Nokta."

Hatırlanacağı üzere Teğmen Ebru Eroğlu "Kara Harp Okulu 2024 mezuniyet töreninde dönem birincisi olarak kılıç çatıp "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek ki bu ifade hep kılıf olarak kullanılmaktadır; yemin etmiş, akabinde askeri disiplin ilkelerini hiçe sayması manadına gelen davranışları sebebiyle disiplin kurulları kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ihraç edilmişti.

Fotoğrafın diğer karesinde de Albay Özlem Karapınar'ın, Tuğgeneralliğe terfi ettirilerek Türk Hava Kuvvetlerinin ilk kadın paşası olduğuna dair bilgi yer alıyordu.

İki bayan. Biri yeni mezun olmuş diğeri de muvazzaf bir asker. Biri ihanete çanak tutmuş diğeri de hizmeti kendisine şiar etmiş bir bayan. Bizi ilgilendiren olaya hangi pencereden bakıldığıdır.

Bu bakış açısı bize gösteriyor ki içinde yaşadığı zaman diliminde olup biteni olduğu gibi anlayarak doğru okuması zor olduğu için çoğu insan bu okumaların üstesinden gelemez. Bunun birçok sebebi vardır. Kanaatimce en başta gelen sebebi haber kaynaklarının güvensizliğidir. Bu durum Kur'an'da şöyle ifade edilir: "Ey îman edenler, eğer bir faasık size bir haber getirirse onu tahkıyk edin. (Yoksa) bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yapdığınıza peşîman kimseler olursunuz." Maalesef çoğu insanımız bu ilahi buyruğa göre hareket etmiyor. Kritik ve analitik bir gayretin içine girmiyor. Sonra da helakine yol açan bir mecrada buluyor kendisini.

Olguların ters düz edilerek algılarla oynalındığı bir dünyada yaşıyoruz. Böylece neyin yanlış neyin doğru olduğunu bilemeden yaşayan birçok insan türüyor maalesef. Hele hele algıların kurbanı olmuş insanlar sayıda çoğunluğa ulaşınca yanlış da olsa girilen yollar doğru zannedilerek yürünür. Haliyle çıplak krala elbisen yok diyemeyecek basiretsizliğin kurbanı bir yığın insan peydah olur ve  insanlara gerçekleri anlatmak da öyle pek kolay olmaz. Peygamberlerin geldiği zamanlar bu zorlukların yaşandığı en zor zamanlardır.

Ülkemizin Osmanlı'dan sonra yaşadığı zamanların zorlukları bu bakımdan önem arz eder. Hele hele son çeyrek asırda uyanan bu milletin uyanışını engellemek, gelişmişlik yolunda gösterdiği gayreti boşa çıkarmak için karşı taraftan atılan çelmeleri düşündüğümüzde nasıl zor bir zamanda geçtiğimizi daha iyi anlarız.

Mesela etnik algılarla oynayan bir PKK, dini algılarla oynayan bir FETÖ (Adanancılar, Kalkancılar, Müslimciler, Modernistçi bilim adamı din tacirler vs.), siyaset etiği hiçe sayarak siyasi algılarda karmaşaya yol açan bazı siyasi partilerin varlığı zamanın zorluğunu harlamış ve hakikat karşısında set oluşturmada hakim birer unsur haline gelmişlerdir.

Terörsüz bir Türkiye projemiz bu açıdan çok manidar ve önemli  bir projedir.

Ülkemize zor zamanları yaşatmaya kendini adamış harici karanlık zihniyetin maşası mesabesindeki terörün varlığı bir çok alanda algılar oluşturarak hem maddi hem de manevi birçok alanda zarar vermiştir bu millete. Bu maşalar olanları ters gösterdikleri gibi ters giden gidişatı düzeltmeye yeltenen kişi ve oluşumlara gözdağı vererek amaçlarını haince gerçekleştirmeye çalışmışlardır.

Devletine hizmet eden de hainlik eden de hakkettiği yeri bulur. Yeter ki bu hakkaniyeti teslim edecek bir yönetim olsun.

Gerisi kişilerin kendisini ilgilendirir; kimisi hizmetiyle devletine adar kendisini kimi de maşası olduğuna ...

Allah kafa vermiş içine de beyni koymuş, sonra akıl diye bir de ölçüm yeteneği bahşetmiş, bununla da kalınmamış ruh ve gönlü mesken tutan bir de vicdan vermiş ve demişki ey kullarım iman edin. Çünkü başıboşluğu istemez Rabbimiz.
İşte dünyaya gelirken böyle bir donanımla geliyoruz ve hür irademizle hareket ediyoruz. Hür irademiz için yönlendirmeler olsa da kısıtlanması asla.

Bu hür iradesini maksada uygun kullanmak mı kullanmamak mı; işte tüm mesele burada düğümleniyor.

Gönderdiği son peygamberi buna tekrar bir açıklık getirerek hür irademizi doğru istikamette kullanmamıza yardımcı olmak için ve bir uyarıda bulunuyor: "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."

Bu uyarı çök önemli. Demek oluyor ki zamanla fabrika ayarları bozulabilir. Fabrika ayarları ifadesi özellikle akıllı telefon teknolojisinin yaygın olduğu şu zamanımıza ait bir betimleme olsa da biz insanların doğumundan ölümüne dek yaşadığı sürede geçirdiği değişmeleri ifade etmede kullanılırken de yerini bulmaktadır.

Bu anlamda İşimiz zor.
Çünkü bir taraftan üzerine doğduğu fıtratların korunnasına dönük bir uğraşı verilsin diğer taraftan insanımızı bu fıtratından uzaklaştırmaya hatta yapılmak istenen güzellikleri engellemek için uğraşı veren odakların canhıraş mücadelesi olsun. 

İniş çıkışların olduğu süreçlerde biliyoruz ki etkileşim kaçınılmazdır. Önemli olan bu etkileşimlerde fazla zarar görmeden bir hayat sürmektir. Dünyanın ahiretin tarlası olduğu olgusunu gözönünde bulundurdugumuz zaman ahiretimizin dünya yaşayısımızın bir karşılığı olarak önümüze çıkacağı muhakkaktır.

Geçici bir mekan için sonsuz bir mekanın feda edilmesi sizce akıl karı mı? İhanet işte bu akıl karı dediginiz çerçevenin dışına sarkan akılalmaz bozulmanın birer çıktısıdır.

Her çıktı hakettiğinin karşılığını bulur.

Altın, kuyumcu dükkanındaki  vitrinin en zarif rafında yerini alırken, dışkı ise tuvaletin karanlık delhizlerine terkedilir.

Devlete hizmet ve ihanetin işte bendeki kıyası...

Mustafa Salim
7 Ağustos 2026 Ankara

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Mesut Hoca
Yorumunuz onay bekliyor ...
Bahattin
Yorumunuz onay bekliyor ...