7 Ağustos 2026 tarihinde Cuma günü Suudi Arabistan’ın Mekke Şehrinde "Mekke Ortak Savunma Antlaşması" imzalandı.
Kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşmanın en önemli maddesi "üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edilmesi" olarak görülen anlaşma Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandı. Hayırlı olsun. Kafası karışıklara da Hüdeybiye anlaşmasını hatırlatırız.
Anlaşmanın akabinde dünyadaki yankısı nasıl oldu diye hafif kulak kabarttığımızda mazlumların sevindiğine zalimlerin ise dehşete kapıldığına şahit olduk. Mazlumu sevindirmesi anlaşmanın yerinde ve gerekli olduğunu gösteriyor. Hele hele İsrail’in çıldırması en büyük kazanım.
Anlaşma salt manada saldırıyı değil savunmayı hedefliyor. Yani bu üç ülke durduğu yerde kalkıp İsrail gibi zalimlere saldırmayacak. Oysa İsrail ve benzeri ülkeler çıldırıyor bu anlaşmaya. Kurulduğundan bu yana zulüm adına her ne yaptıysa karşı çıkmayan bir dünyada ilk kez “dur” diyecek bir güç merkezinin doğduğunun farkında olduğu için batının uykularını kaçırdı bu Anlaşma.
Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıyla farklı kategorilerde güçlü üç İslam ülkesi adalet adına, mazlumu koruyup kollama adına güçlerini birleştirdi. Osmanlı’dan sonra dağılan İslam aleminin perişan halinden istifade ederek dünyayı kana bulayan batının bugüne kadar ki stratejisi İslam aleminin bir araya gelmemesi üzerineydi. Vesayete dayalı yönetimler, maşa olarak kullanılan terör yapılanmaları hep müslümanların dağınık kalmasına yönelikti. Arap Baharı’nin akamet uğratılması, Mısır’da Mursi’nin devrilmesi, Türkiye’de 15 Temmuz darbesine kalkışılmasının asıl sebebi İslam aleminin dirilip toparlanmasının önüne geçmek içindi. Öncesinde Saddam ve Kaddafi’nin başına örülen çorapların da sebebi buydu. Afganistan’a yıllarca yağdırılan bombaların da sebebi buydu. Yani İslam dünyası uyanmamalıydı.
Hele biz Türkler arasında yaydıkları Arap düşmanlığı gölgesinde batının Arap seviciliği neticesinde kendilerinden aldıkları tonlarca maddi yardım seller gibi akarken bizde İslami her gelişmeye Arap mı oluyoruz yollu tahfif ve karalamalarla yaygın Arap düşmanlığı iyiden iyiye körükleniyordu.
Maksat birlikteliğin bozulması olunca ehli sünnet anlayışına ters modern İslami akımların önü açılarak fitnelikler her tarafta harlanır oldu ülkemizde. Kuytul hareketi bunun şu anki canlı örneği mesela. FETÖ bunun için icat edildi. IŞİD’i bunun için var ettiler.
Ehl-i sünnet yapılanması İslam’ın asıl omurgasını teşkil ettiği için batının asıl korktuğu bu omurgaydı. O yüzden Şii İran destekleniyordu batılılarca ve her daim önü açılıyordu. İslam adına onlardan korkulmuyordu çünkü. Mesela ABD'nin Ortadoğu uzmanı Füller, yazdığı bir kitapta der ki, bizim oluşturmak istediğimiz Yeni Dünya Düzenimizin önündeki tek engel Müslümanlardır. Müslüman derken ehl-i sünneti bloğunu kastediyorum. Bu sebeple Şii kesim bizim için bir tehlike arz etmiyor. Haliyle İran bizim için tehdit değil. Bugün ehl-i sünnet camiasının başını Türkiye çekiyor. Dolayısıyla Türkiye'yi ekarte edersek söz konusu düzenimizin önündeki İslam engelini de kaldırmış oluruz.
Bin yıl dünyaya adaletle hükmeden bir Türkiye’nin geçmişinden ilham alarak tekrar dünya sathına çıkma olasılığı batıyı hep tedirgin etmiştir. Son çeyrek asırda ülkemizdeki gelişmeler batının uykusunu kaçırmaya yeterken İslam alemine de bir güven veriyordu.
Türkiye bir taraftan da Türk dünyasını bir araya getirmeyi başardı. Karabağ mücadelesinin ve zaferinin sebebi buydu.
Peynir gemisi lafla yürümezdi... Biz de onu yaptık. Önce para ödedik sonra laf söyledik. O yüzden lafımızın para etti de dinlenir oldu.
Bileği bükülmüyordu Türkiye’nin. Bu yıl Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’nde bükülmeyen bileğin eli öpülüyordu aslında.
Mekke Anlaşma ’sının arka planında bir güven var ve bu güveni de Türkiye’nin mevcut durumu vermektedir. Hasta adam gitmiş yerine sağlam adam gelmişti.
Batı’nın içimizdeki uzantılarının bu sıralar Terörsüz Türkiye projesini sulandırmalarının arka planında da İslam aleminin bir araya gelmemesi yatmaktadır.
İsrail’in bu son birkaç gün önce yine Gazze’de katliam gerçekleştirmesini de naçizane buna bağlıyorum.
Türkiye’nin son çeyrek asırda kendisine yönelik içeriden ve dışarıdan yapılan tüm saldırılardan ufak tefek yaralarla sıyrılıp çıkması gücünün bir göstergesi olmuştur. Bu minvalde yoluna devam etmesi kendisine karşı bir güven oluşturduğu için bugün bu Anlaşma gerçekleşmiştir.
Bu seviyeye elbette kolay gelinmedi. Mücadelenin temelinde imana dayalı sabır ve sebat vardı. Hak namına meydan okuyuştu bu. Allah’ın askeri olmak kolay değildi ve bunu başardı Türkiye.
Askeri dehası ve savunma sanayi teknolojiyle Türkiye, Nükleer silahı ve çeyrek milyar nüfusuyla Pakistan ve para gücüyle Suudi Arabistan.
Batı bunu sezmiş olmalıydı ki Türkiye’nin başına ördüğü çorap benzeri olaylarla Pakistan ve Suudi Arabistan’ı da engellemek istedi. Hindistan’ı Pakistan’ın başına bela ederken İran destekli Husileri de Yemen üzerinden Suudi Arabistan’ın başına bela etti. Fakat oyuna gelinmedi. Son günlerde Siyonist İsrail’in Gazze katliamı da buna yönelikti.
Mekke Ortak Savunma Anlaşmamız tüm dünyaya hayırlı olsun.
Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
Mustafa Salim
09 Ağustos 2026 Ankara