MUSTAFA SALİM salimhoca@hotmail.com

BOĞAZİÇİ'NDE BOĞAZA TAKILAN KILÇIKLAR

24 Temmuz 2026 Cuma 22:45

Boğaziçi Üniversitesi’nin 159. Mezuniyet Töreni’ne katılan iş kadını Tijen Mergen "Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar... Türkiye'nin önde gelen bilim yuvasında daha çağdaş bir portre görmek isterdim." diyerek törendeki muhafazakar öğrencileri ve ailelerini hedef aldı. İş kadını olunca da akla TÜSİAD'ı getirdi. TÜSİAD ki bir zamanların vesayetli Türkiyesine yön veren iş adamları topluluğuydu. 

TÜSİAD'ın hüküm sürdüğü dönemlerde ülkemiz her yönüyle utanılır bir haldeydi. Uluslararası ilişkilerde Türkiye esamesi okunmayan bir ülkeydi. Cumhurbaşkanları Ermeni'den satın alınan Çankaya Köşkü'nden çıkmayıp noter vazifesini yaparken, hasbelkader dışarı çıkan başbakanlarınımız adam yerine bile konmazdı.

Fazla değil bir asra mukabil son çeyrek asırda yapılanlar Türkiye'yi şaha kaldırdı. Bu gelişmişlik uluslararası ilişkilerde itibarımızı arttırdı ve sonunda dünyanın sayılı ve sözü dinlenen bir ülkesi haline geldik... Boğaciçi denen bilim yuvası  halabşr İHA ve SİHA üretecek bilim adamı yetiştirmedi... İşin ilginci o İHA ve SİHA'yı üreten genç bilim adamı başında takkesi olan sakallı bir hacı emmi ile başı örtülü bir hacı annenin çocuğu. O bilim yuvasının yetiştirdiği gençlerimiz nerede? Geçmişe dönüp hesap yaparsak Tijyen hanım borçlu çıkar çerşaflı kadınla sakallı hacılara...

Nereden bakılırsa bakılsın ortada kokuşmuş bir zihniyet var...

Bu kokuşmuş zihniyetin şu acube iş kadını bugünkü gücümüze rağmen her harfi fitne pisliğine bulanmış lakırdılarını dinlediğimde, bunların güçlü olduğu geçmişteki bir asırlık  zaman diliminde nasıl yaşattıklarını dahi bilemediğimiz birçok  iğrençliklerinin olabileceği geldi aklıma...

Daha dün Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde "Emr olunduğun gibi dosdoğru ol" ayetinin yer aldığı pankartı açan öğrencinin maruz kaldığı baskı hangi  bilim yuvasının kriterine sığar? Bir gurup öğrencinin pankartı kapatacak şekilde yan yana dizilişleri fikri özgürlüğün hangi maddesinde yer alır. Daha da beteri hukuk fakültesi mezuniyet töreninde asrın hırsızına sahip çıkışı ayyuka çıkaran pankart sahipleri hukukun hangi maddesini hakkaniyet çizgisinde gösterecekler?

Önce asıp sonra hüküm verdikleri nice pervasız kararlar, bu zihniyetin vasfı değil miydi? Kimseyi takmadan, keyfince yapılan muameleler işte bu ruhun sahibi iğrenç insanların işiydi.

Bu iğrenç insanların hüküm sürdüğü dönemlerde ezanlar susturuldu, camiler kapatıldı, bazısı pavyona çevirildi bazısı da ahıra...

Kur'an'ın okunması da okutulması da yasaklandı. Millet ahırda öğreniyordu kutsal kitabını.

Bir ayakkabı bulamayan çıplak ayaklı milletin başı, yüksek fiyatlarla almak zorunda bırakıldıkları fötr şapkalarla donatılmıştı. Muassır medeniyetin yaşantısı diye dayatılan  şapkanın Yahudi şapkası olması zaten gösteriyordu istikametlerinin kime doğru olduğunu... 

Bu kokuşmuş zihniyetin insanları yüzünden bir asırlık geçmişimiz yok hükmündeydi. Kapak tencereye uymuyordu bir türlü...Dışarıdan getirilen kapak Anadolu'ya uygun değildi...

Rezailin daniskası yaşatılırken bu güzelim topraklarda fezailden ne varsa tek tek yok edilmişti...

Türk denince dünyanın öbür ucunda kahramanlık destanları dile gelen bir geçmişten, muassır medeniyet yolundaTürküm demekten haya eden bir nesil yetiştirmişlerdi...

Bu çirkef insanlar tarihine kin kusan bir nesil yetiştirmenin mücadelesini verdi bir asır boyunca. Batıyı şirin göstermek için Haçlı baskınlarını haçlı seferleri diye zukkaladılar. Kristof Colomp denen eşkiyayı coğrafi kaşif diye beyinlere soktular. Türk birliğini bozmak için Türk yurduna "Orta Asya" dediler; İslam birliğini bozmak için de Hilafet yurduna "Ortadoğu" dediler...

Böl parçala yut taktiklerini dilimizde de kullanmaya başladıkları an Kur'andan mülhemle dilimizi süsleyen tüm kelimeler, ilahi mesaj bırakın kendisini hissedilmesine dahi yol vermesin diye bir bir kazındı belleklerimizden.

Maşallah, inşaallah tabirleri alay konusuydu. Recep Şaban, Ramazan isimleri sadece komiklik olsun diye kullanılırdı. Bey denirdi mevki sahiplerine, efendilik ayak takımı insanlar içindi sadece... Filimlerde patronlara bey, temizlik ya da en adi işleri yapanlara efendi derlerdi. Peygamberimize "efendimiz" demekten haya eder hale gelmiştik...

Hızını alamayan bu çirkef zihniyet bir süre sonra İslam'a Arap'ın dini diyerek toplumdan atmaya çalıştı...

Tarihimiz bir Yahudinin, edebiyatımız da bir Etmeninin kaleminden çıkmıştı...Bu iki kalemden çıkan eserlerle hem tarihimizden hem de dilimizden nefret etmiştik...Öyle ki Osmanlı'nın tebliğci yayılma politikası sömürü diye öğretilirken "İstiklal Marşı"mızın adı "Ulusal Düttürü"ye evrilmişti bir anda...

Her taraftan maruz kaldığımız baskılar bize nefes aldıramıyordu o geçmişte kalan karanlık günlerimizde...

Biz Anadolular birer öküzdük bunların nazarında. Vakti geldiğinde asker gitmekti vazifemiz sonra da tarlada ırgat olarak çalışmaktı bir ömür boyunca. Bize biçilen elbise buydu. Okuyup büyük adam olmak da neymiş... Hele siyaset ve devlet yönetimi; olacak şey mi...Okulda öğretmen değil hademelikti hakkımız. Fabrikada pateon değil beçilik reva görülüyordu. 

Velhasıl Osmanlı'dan sonra sömürülütorduk bu toprakların asli unsuru olan bizler...

Bu sebeple doğru dürüst bir silahımız yoktu. Olan silahlar da bizden olmayan komutanların elindeydi. PKK bitmiyordu bu yüzden. Kırkbin canımız bir hiç uğruna bu sebeple toprağın altındaydı.

İşte, bilim yuvasında o beğenmediği takke takan sakallı amcalar ile başı örtülü ve çarşaflı teyzelerimizin evlatları Türkiye'yi dünyanın en güçlü ülkesi haline getirdiler.

Şu güzelim ülkede birlikte yaşamanın hazzını alarak yaşamak varken bu tür insanların huzur bozucu tavırlarını kaale almamak ve ifsat edici söz ve davranışlarına fırsat vermemek lazım...

Mustafa Salim
24 Temmuz 2026 Elazığ

YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
Yalçın
Kuruluş amacı ve kimlerin kurduğu belli olan bu üniversitede ilim ve bilimsellik ve birlikte yaşamak olması gerekirken adeta bir getto gibi ülkedr bilim ilim adına fikirleri olanlara dışlama ve hakaret eden vi güruh var üzücü bi durum bir üniversite kaos üreten değil bilim üreten kurumlar olmalıdır
Tahir
Köpeklerin havlaması BULUTLARA zarar vermez. Nokta!!!